Kürdistan’ın üç cihad nesli: 80’ler

“The French Institute of International Relations” (Ifri) isimli bir Fransız düşünce kurulu Kuzey Irak Kürdistan bölgesinde yaşayan Kürtlerin, cihadi eylemlerini araştırdığı bir makale yayınladı. Bu makale Adel Bakawan isimli bir sosyoloğun çalışmasını içeriyor. Makalede, Kürdistan’da vücut bulan cihad grupları veya cihad anlayışı sosyolojik açıdan araştırıldı ve 1980ler, 2000ler ve 2010lar diye üç kısma ayrılarak tanıtıldı. Biz üç nesil hakkındaki bilgileri teker teker inceledik ve size üç bölüm halinde sunacağız.

img_-_trad_eng_infographie_-_kurdistan_dirak_-_3_generations_de_djihadisme-01.png

“Kürt Sorununun İslamileştirilmesinden, İslam Sorununun Kürdistanileştirilmesine”

(İlk cihad neslini oluşturan Kürtler, İhvan-i Müslimin cemaatinin Kürdistan koluydu.)

Müslüman Kardeşlerin Kürt kolunun yönünü değiştiren iki önemli gelişme yaşandı: bunlardan ilki Afgan cihadı, ikincisi ise İran Devrimi idi. Afgan Cihadı maddi ve manevi anlamda destekleniyordu (Abdullah Azzam – Cihad Kervanı) ve İran Devrimi bir İslam Devleti fikrini yakınlaştırdı. Böylece Müslüman Kardeşler cihad kervanına katıldı.

1979 yılında Saddam Hüseyin Irak’ın başbakanı seçilmesiyle birlikte şiddet kullanmaya başladı. Bu şiddetin ilk kurbanları İhvan-i Müslimin üyeleriydi. 1980 yılında Uluslararası Müslüman Kardeşler Birliği Dubai’da toplanarak Saddam Hüseyin’e karşı cihadın gerçekleşip, gerçekleşmeyeceğini tartıştılar. Bu toplantıdan Saddam Hüseyin’e karşı cihadın gerekmediği, davet yoluyla ona karşı mücadele edilmesi gerektiği kararı alındı. “Kürdistan Afganistan değildir, Irak’ın bir parçasıdır. Ve her ne kadar Saddam Hüseyin rejimi Müslüman Kardeşler’e baskı uygulasa da Sünniler üzerindeki Şii dominesinin yayılmasını engelleyecek yegane mukavemettir. Bu nedenle (Irak’ı) istikrarsızlaştırmak günah sayılır.” Bu karar hareketin Kürdistan kolunu derinden sarstı ve karara itiraz edildi. Bu sefer Kürdistan teşkilatı Kürdistan’daki durumu Afganistan’daki durumla kıyasladı: Komünist partinin Afganistan’ı işgal ettiği gibi, Baas Partisi Kürdistan’ı işgal eden mürted bir rejim oldu.

Taktiksel değişim: Davet çalışmalarından özgürlük ve kurtuluş savaşına doğru gidildi. Tıpkı Afganistan’da olduğu gibi. Kürt ulema bu sefer bir halkı zalimin zulmünden kurtarmak için “ulusal cihad” fetvasını aradı. Göz önünde bir örnek vardı: İran İslam Cumhuriyeti. Artık hedef çizgisinde ulusu zulümden kurtararak İslami bir Devlet kurmak vardı. Kardeşleri tarafından ihanete uğramış hisseden Kürt İhvan’ı, Müslüman Kardeşler Hareketinden ayrıldı. İrfan Abdulaziz (“Kürdistan İslami Hareketinin lideri – IKBY’ye bağlı mecliste koltuk sahibi) kendisiyle yapılan bir röportajda bu ayrılmayı şu şekilde anlatıyor:

Kürt İhvanı’nın lideri ve sonradan hareketin üst düzey lideri olan Osman Abdulaziz, 1987 yılında Uluslararası Müslüman Kardeşler Birliğinden son bir mektup aldı. Mektupta, Kürt İhvanı’nın Humeyni’nin Şii İran’ı ile savaş halinde olan Saddam Hüseyin’e karşı olan savaş ilanını durdurması istendi. Osman Abdulaziz mektubu siyasi bürosunda bulunan üyelerin önünde sesli okudu ve “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla” yazan üst kısmı kesti ve mektubu ayakları önüne attı. Şöyle dedi: “Ben Mücahid bir Müslüman Kürdüm. Ben özgür bir adamım. Onlar bana emir veremez.”

Hareketteki değişim lider kadronun değişmesiyle başladı. 45-60 yaş arası alimler lider kadroya seçildi. Bu alimler Kur’an ilminden felsefeye kadar 12 dalda eğitim almış kişilerdir. Böylece hareketin eylemlerinin İslami meşruluğu her zaman gözetim altındaydı. Savaşçılar ise çeşitli Üniversitelerin mezunlarından oluşuyordu: çoğunlukla fen bilimlerinde doktora sahiplerinden oluşuyorlardı. Eğitimli olmaları sebebiyle ne istediklerini iyi anlamışlardı ve bu yola nasıl ulaşmaları gerektiğini de biliyorlardı.

Biz Baas rejimine karşı savaşıyoruz, topluma karşı değil. Bu nedenledir ki, biz asla bir sivil öldürmedik, sokaklara asla bomba veya bombalı araç yerleştirmedik, hiçbir rehine bile almadık. Biz bir İslam Devleti istiyoruz, terör devleti değil.

1991 yılında bu grup Kürdistan İslami Hareketi olarak Irak hükümetinin zulmünden “kurtuldu”, Irak ve İran’ın dağlarına kadar yayıldı.

İki projenin çatışması

Baas rejiminin Kürtlere olan zulmünün, baskısının bertaraf edilmesinden sonra Kürtlerin Kürt bölgesi için tasavvur ettikleri iki farklı proje birbirleriyle çatışıyordu: Cihadi cemaat olan Kürdistan İslami Hareketi ile Talabani-Barzani’nin millileşme projeleri.

Kürdistan İslami Hareketi bir İslam Devleti hedeflerken, Talabani-Barzani ise Kürdi kimliği yani ulusal fikri inşa etmeyi hedefliyordu. Mücahidler Kürt milliyetçilerinin azimli mücadelesiyle karşılaştılar. Adel Bakawan’a göre Kürt milliyetçileri ilk cihad neslini yok etmek istemiyorlardı: onlara sahip çıkmak ve onları IKBY’nin siyasi sistemine dahil etmek istiyorlardı. Nitekim öyle de oldu.

Tartışmalar, sempozyumlar, görüşmeler ve zaman zaman silahlı çatışmalar yaşandı. 1993 ve 1996 yıllarında yaşanan iç savaşta Celal Talabani’nin silahlı grubu Mücahidlerin askeri üslerini yok etti ve üst düzey liderleri olan Osman Abdulaziz’i rehin aldı. Bu arada binden fazla Mücahidi öldürdü.

Araştırmaya göre bu bölgedeki İran etkisi çok güçlü. İlk nesil Mücahidler ve Talabani ile iyi ilişkileri olan İran bu bölgede Mücahidlerin siyasi sisteme katılmasında etkili olduğu gibi Mücahidler ve Talabani’nin arasındaki çatışmaların hafiflemesini sağladı. Mücahidler bakan, vekil vs gibi mevkilere yerleştiler.

“Böylece Kürt Milliyetçiliği projesi İslami harekete karşı kazandı.”

Devam edecek…

Denge Kurde Misliman

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s